Liderlere Sözsüz İpuçları

lider

ABD’de her yıl Fortune dergisi tarafından hazırlanan ve en yüksek ciroya sahip 500 kurumun sıralandığı listeye girmiş olan bir şirketin yöneticisi, Frankfurt’ta bir liderlik konferansında konuşuyor. Büyüleyici bir mizah anlayışıyla ve yaptığı etkili konu seçimiyle  birlikte başarılı bir sunucu görüntüsü veriyor. Dinleyiciler onu seviyor, hatta hayran kalıyorlar. Daha sonra harika yönetici, yorumlarını bitirirken ellerini göğsünün üzerinde kavuşturuyor, omuzlarını hafifçe düşürüyor ve “Sorulara açığım. Lütfen, bana herhangi bir şey sorun.” diyor. Tam bu sırada, odada gözle görülür derecede belirsizliğe doğru bir enerji değişimi yaşanıyor.

Birkaç dakika önce oldukça dikkatli olan seyirci şimdi herhangi bir şey sormayla ilgili düşünemiyor. Ben de orada, o etkinlikteydim ve daha sonra beden hareketini hatırlamayan fakat soracak bir soru bulmakta zorlanan seyircilerden birkaçıyla konuşabilme şansım oldu. Peki, sizce ne oldu? Seyircinin farkında bile olmadığı basit birkaç hareketin nasıl böyle ani bir etkisi olabilirdi? Beden dilinin göndermeye çalıştığımız mesajları nasıl etkilediğiyle ilgili giderek daha da çok şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. Evrimsel psikolojinin keşiflerinden bir tanesi şöyle diyor; çoğumuz bu sürecin farkında değiliz fakat beynimiz sözsüz ipuçlarına cevap vermeye duyarlı durumda. 

Tüm liderler duruşlarıyla, yüz ifadeleriyle, el hareketleriyle ve alan kullanımlarıyla coşku, sıcaklık ve özgüven duygularını ifade ettiği gibi kibir, ilgisizlik ve memnuniyetsizlik duygularını da ifade ediyorlar. Etkili bir sözsüz iletişimci olmanın anahtarı, bu sinyallerin söylemek istediğiniz şeyle ilgili değil, insanların bu sinyalleri nasıl yorumladığıyla ilgili olduğunu fark etmenizdir. Böylece konferans konuşmacısının fark etmesi gereken şey seyircilerin bilinçsiz bir şekilde onun kollarını bağlamasını ve omuzlarını düşürmesini aslında sorulara açık olmadığının bir sinyali olarak algılamasıydı.

Albert Mahrebian tarafından yapılan klasik ve sıklıkla da yanlış aktarılan bir çalışmada bir mesajın tüm etkisinin yalnızca yüzde yedilik kısmını kullanılan kelimeler oluşturduğu söylenir. Daha çok önemli olan şey yüz ifadeleri ve beden dilinin diğer çeşitleri ki bu da yüzde elli beşlik kısma denk geliyor ve ses tonu ise yüzde otuz sekizlik kısım. Açık olarak görüyoruz ki yabancı bir dilde konuşan bir kişiyi dinleyemezsiniz ve basit bir şekilde beden dilini inceleyerek yüzde 93lük kısmı anlayabilirsiniz. Mahrebian, sadece duyguların iletişimini özellikle de beğenme ve beğenmeme hislerini inceliyordu. Ancak konu öyle sündürüldü ki, en nihayetinde her şey beden dilinde saklı gerisi hikaye kıvamına gelmiş durumdayız.

Fakat bir lider olarak duygular etkinizin önemli bir parçası, çünkü duygular inanılmaz derecede bulaşıcıdır. Hepimiz çevremizdeki insanların ya da birlikte çalıştığımız kişilerin duruşlarını ve yüz ifadelerini taklit etmeye yatkınızdır. Bir lider olarak, tiksinme ya da şaşkınlık gösterdiğiniz herhangi bir güçlü duygu (mikro ifade) çevrenizdeki insanların otomatik olarak aynalamasına ya da o ifadeyi kopyalamasına neden olacaktır. Ve bu sadece fiziksel bir cevap değildir, çünkü bu yüz ifadesi yerine gelmesi gereken duyguyu da tetikleyecektir. İşte bu yüzden bir kişiye gülümsemek onun gününü canlandırabilirken çatılmış kaşlar kişinin keyfini kaçırabilir.

Ayrıca kullandığınız beden dili ve mimikler, takımınızın anahtar mesajları kesin olarak anladığından emin olmada önemli rol de oynar. Yeni girişimler ya da büyük değişimlerle ilgili konuşacaksanız ya da vereceğiniz kötü haberler varsa benim tavsiyem bunların yüz yüze yapılmasıdır. Unutmayın, güven inşa etmek ve profesyonel yakınlık (her ikisi de ikna etmede ve iyi iletişimde oldukça önemlidir) için temel olarak kullanılabilecek ve beynimizin kolayca algıladığı sözsüz ipuçları sadece yüz yüze görüşmelerde ortaya çıkar.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir